Bu albümden önce "Fist For Fight" (ki bu demolardan, rare kayıtlardan oluşan bir toplamadır) ve "Primo Victoria" adlı iki albüm çıkaran grup, Black Lodge Records etiketi ile "Attero Dominatus"u piyasaya sürdü. Öncelikle göze çarpan şey, Sabaton'un her yeni albümünde soundunu daha da güçlendirdiği ve daha profesyonelce prodüksiyonlar yapmış olması. "Fist For Fight"daki parçaları henüz 20'li yaşlara gelmeden kaydetmişler, gayet amatörce bir hava var. Daha sonra çıkan debut'ları "Primo Victoria" nispeten daha kaliteli bir kayda, enstrüman hakimiyetine ve vokale sahip. Yeni çalışmaları "Attero Dominatus" ise dediğim gibi hepsinden daha kaliteli bir prodüksiyonun sonucu. Özellikle Sabaton'a asıl kimliğini kazandıran harika solist Joakim Broden bu albümde vokal tarzını daha da geliştirmiş. "Primo Victoria"ya göre daha estetik bir tarz yakalamış. Ancak ben bunu değil de "Primo Victoria"daki daha vahşi, daha acımasız, daha çiğ olan vokalleri tercih ederim. Ama yine de kesinlikle kendini dinleten harikulade bir vokal Joakim. Albüme gelecek olursak; bu albümün teması da savaş. Zaten Sabaton'un müziğine "War Metal" gibi çok komik ve gereksiz bir tanımlama getiriyorlar. Bence onları en iyi ifade eden tanım Heavy Metal'dir. Bu albümün ismi "Attero Dominatus", bir önceki albüm "Primo Victoria" gibi Latince. Primo Victoria "İlk Zafer", Attero Dominatus ise "Zorbalıkları Yıkmak" diye Türkçe'ye çevrilebilir. Rusların Berlin'i işgalini konu edinen 'Attero Dominatus' ile açılıyor albüm. Son derece başarılı vokallerle oluşturulmuş güzel bir açılış parçası. Daha sonra bence albümün hiti 'Nuclear Attack' geliyor. Bu şarkı da Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları ile ilgili. Daha sonra 8:19'luk süresi ile albümün en uzun parçası 'Rise Of Evil' yükselmeye başlıyor. Sabaton'un yaptığı en epik şarkı. Fondaki klavye melodileri harikulade ve tabii ki Joakim'in vokalleri her zaman olduğu gibi şarkıya asıl anlamını kazandırıyor. Klasik bir power metal yapısında olan 'We Burn' en hızlı parçalarıdan biri. Bir önceki albümdeki 'Counterstrike'ın kardeşi diyebiliriz. Acı dolu bir keman introsuyla açılan 'Angels Calling', Joakim'in ezici vokallerinin olduğu 'Back in Control', destansı 'Light in the Black' ve kapanıştaki 'Metal Crüe' albümün diğer çalışmaları. Özellikle 'Metal Crüe', bir önceki albümde de yaptıkları 'Metal Machine' gibi heavy metal müziğin en büyüklerine saygı şarkısı. 'Metal Machine'de baba grupların şarkılarından mısralar alınarak lirikler oluşturulmuştu, 'Metal Crüe'da ise Judas Priest, Iron Maiden, Metal Church, Venom, Accept, Rush, Rainbow, Motörhead, Warrior, Sanctuary, Gamma Ray, Destruction, Rage, Pretty Maids, Queen, Crimson Glory gibi çok büyük grupların isimlerinden etkilenerek lirikler oluşturmuşlar. Örneğin şarkının nakaratında olduğu gibi: "When the Priest killed the Maiden in the Metal Church, Armored Saints and Warlocks watched the Slaughter, Rage of the Slayer forced the Pretty Maids, To Kiss the Queen in Crimson Glory" Her heavy metal fanına gözü kapalı tavsiye edeceğim bu albümü kaçırmayın. Dinlerken özellikle Joakim Brodên'in vokal tarzına, sesine dikkat edin. Ondan daha gaddarca söyleyen ama aynı zamanda onun kadar estetik olabilen bir vokalist dinlemediğimi belirtmeliyim. |











