Rhino/ EMI
Geçen ayki sayımızı okuduysanız, çok sevdiğim gruplardan olan Queensryche'ın son albümü ''American Soldier''den lirik bazda hiç hazzetmediğimi biliyorsunuz. İroniktir ki, mesajı bakımından bir utanç kaynağı olarak algıladığım bu kayıt, Queensryche'ın yıllardır yaptığı en iyi albüm.
|
"Promised Land"den bu yana dinleyip bitirdiğinizde tekrar dinlemek için hiçbir heyecan uyandırmayan niteliksiz işler yapan grup "Operation: Mindcrime II" ve "Take Cover" ile kısa süre oyalanmamızı sağlamıştı ama ikibinli yılların başını boş geçirdiler desem yeridir. "American Soldier", Queensryche'ın tek gitaristle kaydettiği ilk albüm. Tüm yükü kaldırmaya çalışan Michael Wilton'a söylenebilecek kötü bir şey yok ancak grubun gitar yönünde aldığı yara bu albümün kaydından yıllar önce Chris De Garmo'nun ayrıldığı gün açıldı. "American Soldier" de bu yönüyle vokal, sample ve efektlerin sürüklediği bir albüm olarak öne çıkıyor. "Operation:Mindcrime" gibi gitarların belirleyici olduğu bir Queensryche albümü bekleyenler (ben) artık Godot'nun gelmeyeceğini kabul etmeli. 'Hundred Mile Stare', 'Dead Man's Words', 'Man Down' benim dikkatimi çeken şarkılar ancak genelinde sıkılmadan dinlenecek bir albüm bu, genç kuzenleriyle az kurdeşen dökmediğimizi düşünürsek önemli bir gelişme. Yine de, sıkılmamak, sıkıntı çekmemek anlamına gelmiyor çünkü ben sözlerdeki ucuz militarizmi hazmedemiyorum, hazmedemeyeceğim. Gönül notum sıfır, hatta eksi bir. Bu bir albüm eleştirisi olduğu için aşağıda bir de müziğe verdiğim not var. "American Soldier" ile ne yapacağınıza siz karar verin, benim kafam karışık.
|
Özgür Öğret