Festivalin diğer sahnesinin kapanış grubu olarak Hatebreed'den önce sahne alan Mötley Crüe ile gevşemiş bünyelere yeniden savaşçı ruhu kazandıran grup, iki saat boyunca sahnede ayak basmadık köşe, üzerinde zıplanmamış alan bırakmadı. Saatler gece ikiyi gösterip Hatebreed sahne aldığında, iki gündür festival yorgunu olan bünyelerimize adeta reset atıldı ve ilk şarkıdan itibaren iki saat boyunca keçi gibi zıpladık. Hatebreed biraz da kapanış grubu olması sebebiyle 24 şarkı ile (benim bildiğim kadarıyla) turun en uzun setlisti ile sahne aldı. ...ama yine de bu setlist, İstanbul konserinin setlisti kadar uzun olmadı. Hatebreed'in çaldığı gün Hatebreed ve grubun tur menajeri Marcus'un dizinin dibinden ayrılmayıp elemanları her türlü kafakola almam neticesinde şöyle güzellikler oluştu: - Hatebreed konserinde alt grup olmayacağını öğrenince sebebini sordular: İstanbul, Hatebreed'i sahnede 'sek' olarak başka bir şeyle karıştırmadan almak istiyor, çünkü daha önce hiç gelmediniz. O yüzden setlist'in normale göre daha uzun olması konusunda hepsine tek tek ekşidim. Kabul edildi: İstanbul konserinin upuzun bir setlist'i olacak. - Çalınacak ekstra parçaların mümkünse "Perseverance"tan olmasını rica ettim. Cevap olarak "Bakarız!" denildi. - Bilbao'dan sonraki konser olan Danimarka Odense konserine ve akabindeki İstanbul konserine merchandising götürmeyip, kalan merchandisingleri tur otobüsüyle geri göndereceklerdi. İtiraz edildi. Sonuç: İtiraz kabul edildi. Merchandisingler daha sonra İstanbul'a getirilmek üzere Kopenhag uçağına yüklendi. (Satılıcak, bitecek o merchandisinglerin hepsi İstanbul'da, almayana çıkışta dayak var). Hatebreed'i seviyor olabilirsiniz, hastası olabilirsiniz veya tarzları sevdiğiniz türe uzak kaldığı için gruba karşı nötr duruyor olabilirsiniz, ama size tavsiyem sahneye çıkmadan önce "Hatebreed!!!" tezahüratlarıyla coşup sahne arkasında şınav çekmeye başlayacak kadar gaz, sahnede "Destroy Everything" diye bağırırken tavırlarıyla ettikleri sözün hakkını verecek kadar deli, içindeki nefreti müzik olarak dışarı çıkartmakta bu kadar usta olan bu Connecticut'lı manyakları hangi gözle seyrederseniz seyredin, o konserden kalbinizde bir doluluk ve büyük bir saygıyla evinize döneceğinize şüphem yok. İki saatlik Kobetasonik Festival performasına ben şahsen doyamadım. Kısmetse perşembe günü yine Hatebreed'in yanında ve özlediklerimin arasında olmak üzere, kendilerine sizin adınıza söylediğim gibi "Hatebreed'i yudum yudum içmek için" İstanbul'a geliyorum. Hasta la vista ulan! Tayfun Altınbaş (22/06/09) |










