"Lurking Fear" 10 senelik bir aradan sonra çıktı ve dinlediğim en iyi "geriye dönüş" albümlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Albüm hakkında neler diyeceksin?
İltifatın için teşekkürler. Yeni albüm şu ana dek yaptığımız her şeyin bir karışımı gibi. Belki %20'si "Erich Zahn", %20'si "Principle Of Doubt" vs... diyebilirsin. Ama %20'lik bir kısmı da tamamen yeni etkilenimlere sahip. Sonuçtan çok memnunum, tam anlamıyla kafamdaki gibi oldu.
Albümün adı yine bir Lovecraft öyküsünden geliyor, sözleri okumadığın için bir yorum yapamıyorum ama bu da bir konsept albüm mü?
Elimizde iki farklı konsept vardı, Conrad'ın "Heart Of Darkness"ı ile Lovecraft'ın "Pickman's Model"ı. Ama her iki fikri de bekletmeye ve yazılan parçaları daha sonra kullanılmak üzere rafa kaldırmaya karar verdik. Her iki durumda da liriksel konsept üzerinde daha çok çalışmak gerektiğini düşündüm. "Lurking Fear"daki lirikler sosyal ve dini problemlerle ilgili.
H.P. Lovecraft benim en sevdiğim yazar ve bunun sorumlusu da Mekong Delta. Bir Lovecraft öyküsü üzerine konsept bir albüm yapma fikri nasıl ortaya çıktı?
Onun yazdıklarını çok seviyorum ve müziğimde canlandırmaya çalışıyorum. Onun hikayelerinde ayrıntılı vahşet sahneleri bulamazsın (bugünün korku eserlerinin çoğunda "daha çok kan = daha çok kalite" gibi bir görüş hakim) ve zihinde dehşeti hissettirecek kelimeler bulmayı tercih ediyor, bu bana göre saf deha. Bir akşam bahsi geçen öyküyü tekrar okurken aklıma bunu modern zamana taşıyıp taşıyamayacağımız geldi. Oturduk ve hangi bölümleri günümüze taşıyabileceğimizi kararlaştırdık ve ortaya "The Music Of Erich Zahn" çıktı. Bizim hikayemizde Erich Zahn medyaya, yalanlara ve diğer tüm modern bokluklara karşı savaşıyor.
Mekong Delta'nın en önemli özelliklerinden biri senin tarafından yönetilen bir proje grubu olarak başlamasıydı. Grubun doğuşunu biraz anlatır mısın? Mekong Delta nasıl oluştu?
Mekong Delta'nın kurulma hikayesi cidden komiktir. Jörg Michael (ilk Mekong Delta davulcusu) ile kayıt yaparken tanışmıştık ve çok yetenekli olduğunu fark etmiştim. Ona çalışabileceği projeler ayarlamaya başladım ve bu şekilde epey vakit geçirmeye başladık. Müzik hakkında uzun uzun konuşuyorduk. Olay şu ki, o Rock, ben de klasik müzik hakkında bilgi sahibiydim ve birbirimizden bir şeyler kapmaya başladık. Bir akşam, sanırım 1984'ün sonlarıydı, o zamanlar kimsenin bilmediği bir grubun kasetini getirdi. O grup kimdi biliyor musun? Metallica! Bana kasetteki ilk parçayı çaldı, adı 'Fight Fire With Fire'dı, ve parçada genelde kullanılmayan ritmik bir anomalite vardı. O bundan çok etkilenmişti. Ben de şarkıdaki Punk'la çok hızlı Rock karışımını ilginç bulmuştum. Ona "bu tabii ki güzel ama bunu çok daha komplike bir hale getirebilirsin" dedim. Bana baktı ve "tamam, yap o zaman!" dedi. Ben de akşamları oturup bas gitarımla bir şeyler yazmaya başladım ve bir hafta içinde 4 parça oluştu. Bunları ona çaldığımda "hemen bunları prova etmeliyiz" dedi. Girdiğimiz stüdyo Avenger'ın prova stüdyosuydu ve Peavy Wagner de o sırada ordaydı. Ondan gitar çalmasını istedik ve parçaları canlandırmaya çalıştık. Onlar için bu biraz garipti çünkü bir sürü aksak ritm koymuştum. Ama Jörg cidden çok yetenekliydi ve olayı çabucak kavradı. Akabinde "bu tip şarkılarla bir albüm yapmalıyız" dedi. Mekong Delta'nın kurulumundaki baş sorumlu odur denilebilir.
Yazının devamını okumak için abone olmanız gerekir. BlueJean-Headbang Dergilerindeki şifre ile abone olabilirsiniz.
|










