KIVILCIMLARIN DANSI
Gelişim ve değişim kavramlarından ne anladığınızı bilmiyorum ama İsveçli grup In Flames bizzat bu kavramlar sebebiyle hem büyük bir patlama yapmış hem de yoğun eleştirilere maruz kalmış bir grup oldu 2000'li yılların başlamasıyla.
1990 yılında Ceremonial Oath adlı grubun kurucularından Jesper'ın daha melodik bir müzik yapma ve basgitar yerine elektro gitara geçerek yaratıcılığını konuşturma isteği sebebiyle yan proje olarak kurduğu In Flames, aradan geçen 18 yılın ardından bugün dünyanın en büyük metal grupları klasmanına oynuyor. İsveç'ten çıkıp da kötü müzik yapan metal grubuna pek rastlamadık ama In Flames'in hemşerileri At The Gates'in açtığı kulvardan ilerleyip özellikle 2000 çıkışlı "Clayman" albümüyle; melodik death metal adı verilen Gothenburg kökenli bu türü yeraltından sıyıran çaba ve niyeti, onları sadece İsveç'in değil tüm dünyanın en özgün gruplarından biri yaptı. İlk albümleri "Lunar Strain" (1994) ve ikinci albümleri "The Jester Race"de (1996) işin death metal kısmına daha fazla ağırlık verseler de özellikle ikinci gitarist olarak Björn'ün ekibe katılmasıyla grubun asıl kimliği olan death metal kalıbından kurtulup melodi kavramı üzerine yoğunlaştı. Şahsi kanaatimce bu değişim; grubun en iyi hit şarkı yazan metal grupları arasına girmesine neden olan birkaç ince stratejik yön değişiminden biriydi. Yazının devamını okumak için abone olmanız gerekir. BlueJean-Headbang Dergilerindeki şifre ile abone olabilirsiniz.
|










