'Tılsım' klibinin çekim mekânı olarak Oyuncak Müzesi'ni seçmişsiniz. Özellikle orayı seçmeninizin nedeni neydi?
Bu fikir Almôra'nın menajeri, eşim Özlem Canözer'e ait aslında. Şarkının masalsı atmosferi ve hayalleri konu alması nedeni ile kendisi harika bir fon oluşturacağını düşündüğü İstanbul Oyuncak Müzesi'ni önerdi bana. Bunun üzerine İstanbul Oyuncak Müzesi ile görüştük, onlar da çok olumlu karşıladılar. Özlem'in yaratıcı fikirleri, Bilge'nin harika vokal yorumu ve oyunculuğu, yönetmenimiz İmre Haydaroğlu'nun başarılı görüntüleri ve kurgusu ile de birleşince sonuç çok başarılı oldu. Bu arada İstanbul Oyuncak Müzesi gerçekten harika bir yer, tüm çevreme daha fazla geç kalmadan bu harika müzeyi ziyaret etmelerini öneriyorum son günlerde.
Mekânda daha önce çekim yapıldığını hatırlamıyoruz, Sunay Akın'dan öncesinde izin aldınız mı? O süreç nasıl işledi?
Evet, Sunay Bey'den izin aldık öncelikle. Müziği ve sözleri duyduğunda çok beğendi ve bu şarkının sözlerinin şarkı sözünden öte, son zamanlarda okuduğu en nitelikli şiirlerden biri olduğunu ifade ederek projeye büyük destek verdi. Sunay Akın gibi önemli bir şairin ve yazarın "şair" tanımına mazhar olmak benim için ayrıca çok büyük bir onur oldu. Bu projenin gerçekleşmesindeki katkılarından dolayı sevgili Sunay Akın, Başak Çalışkan ve Belgin Akın'a teşekkürlerimizi iletmek isterim bu vesile ile.
'Tılsı' single'ı için özel bir kapak çalışması da yapmışsınız, bundan bahsedebilir misiniz biraz?
Evet, bu single için parçanın ruhunu yansıtacak sanatsal anlamda tatmin edici bir kapak çalışmasına ihtiyaç vardı. Bu nedenle Litvanyalı genç sanatçı Margarita Surnaite ile çalışmaya karar verdik. O da benim kurguladığım konsepti anladı ve ortaya çok sanatsal bir iş çıkardı. Almôra dinleyicilerinin de bu kapağı seveceğini umuyorum.
"Kıyamet Senfonisi" çıkalı bayağı bir olduysa da geçen ay gala konserini verdiniz, bu gecikmenin sebebi neydi? Çok sık konser vermemenizin sebepleri neler?
Almôra müziği hem çok sesli bir müzik, hem de dinleyicinin Almôra'dan beklentisi çok yüksek. Senfonik Rock'ın Türkiye'deki en önemli temsilcisi olarak anılmak da haliyle büyük bir sorumluluk yüklüyor Almôra'ya. Sadece ekibimin performansı değil aynı zamanda görsel konsept, teknik şartlar bakımından da Almôra müziğini en iyi şekilde sunabileceğimden emin olmadıkça konser vermeyi doğru bulmuyorum. Bu seçicilik nedeni ile biraz beklemeyi uygun buldum açıkçası. Ama bundan sonra Almôra'nın daha çok konser vermesini hedefliyorum.
"Kıyamet Senfonisi" yurtdışında da yayımlandı mı, tepkiler nasıl?
Albümün İngilizce versiyonu bir aya kadar Meksika'da yayımlanacak, Japonya ile şu an görüşmeler sürüyor. Ancak İngilizce versiyondan önce Türkçe versiyonun da dünyanın birçok yerinden büyük ilgi ile karşılandığını rahatlıkla söyleyebilirim. Tüm bunlara ek olarak Youtube, Facebook, Myspace gibi popüler internet sitelerinde de yurtdışındaki Almôra dinleyicilerinin bir hayli arttığını gözlemliyorum. Örneğin Youtube'da Almôra ve Almôra fan videolarının toplam izlenme sayısı neredeyse 1 milyon civarına yaklaşmış. Ayrıca yine internette dünyanın en iyi bayan vokalli grupları arasında Almôra'nın da gösterildiği birçok video da var ve bu videolar özellikle Latin Amerika'dan.
Yakın gelecekteki planlarınız neler?
Yakın vadede planlarım arasında bol konser vermek var. 26 Ekim'de Eskişehir'de çaldık, 28 Ekim'de ise İstanbul'da albüm galasını yaptık. Şu an önümüzde 20 Aralık'ta bir Bursa konseri var. Bunun yanında halen görüşmesi süren konserler de var başka illerden. Bu yıl ayrıca özel akustik performanslar da izleyeceksiniz Almôra'dan. Yakın dönemde başka sürprizler de olabilir tabii ki.
Röportaj: Doğu Yücel
|










