Kısır power metal döngüsü Yeni albümle başladık mevzuya, "en iyi albümümüz" diyor klasik. Baktım klişeye bağladı, biraz power metal'in halinden dem vuralım diyorum. Tobias Sammet bir röportajında Edguy'ın 8.albümü "Tinnitus Sanctus"u "Sıkıcı ve tahmin edilebilir bir türe yapılan vitamin iğnesi" olarak yorumluyor. Bahsettiği janr power metal. Buna katılıyor musun diye sorduğumda "Power metal gruplarının bütün albümleri birbirine benzemeye başladı. Yaptıkları tüm şarkılar bir önceki albümlerinde de bulunabilir, ben bunu çok mantıksız buluyorum." diyor. İyi örnekler de var dediğimde bana Mercenary örneğini vermesine uyuz oluyorum, her şeyden önce power metal değil :) Daha sonra da Nickelback diyor, oraya hiç girmeyelim. Revolution Renaissance ve Firewind iyi işler yaptılar diyorum, Firewind'i es geçip Timo Tolkki'nin projesine geçiriyor, "Aynı Stratovarius" diyor. "Ya ne oliciğdi" diyorum içimden:) Tamam belli oranda haklılık payı var, gerçekten de, 90'ların sonunda yükselişe geçen power metal 2000'lerde ciddi anlamda güç kaybetti. Speed dozunu pervasızca arttıran "çakma Stratovarius"lar ve "taklit Helloween"ler yüzünden saf heavy metal'e en yakın tür olan power metal bir anda antipatik ve monoton gruplarla dolu, hayalgücünden ve özgün melodiden yoksun bir alt tür oldu. Amma velakin Edguy da bir "çakma Helloween" olarak müzik hayatına başlamıştı, halen daha onları öyle adlandıranlar var. Bunu Jens'e aktardığımda "İlk albümümüz 'Savage Poetry'i yaptığımızda 18 yaşındaydık. Şarkılar ise iki üç yıllıktı. O yaşlarda etkileşimleriniz sizin üzerinde çok etkin oluyor. Tüm gruplarda da bu böyle olmuştur." diye savunuyor grubunu. Daha sonra da "Halen daha bunu iddia edenleri anlamak mümkün değil. Çok büyük bir yol kat ettik ve kendi kimliğimizi bulduk. Şu an Edguy'ı Helloween'e veya başlangıçta etkilendiğimiz gruplara benzetenlerin kulağından şüphe duyarım." diyerek saldırıya geçiyor. Evet, grup hakikaten Helloween çakması olmaktan sıyrılalı epey oluyor. Kingdom of Madness", "Vain Glory Opera" ve "Theater Of Salvation" gibi leziz power metal albümlerini 90'larda dizdikten sonra 2000 yılında ilk albümleri "Savage Poetry"i yeniden kaydedip adeta safkan Alman power metal'ine son noktayı koydular. 'Mandrake' ile başlayan neşeli, enerjik, Amerikan hard rock etkileşimli, parti kafasında, bombastik metal'in zirve noktası "Rocket Ride" oldu.
Tinnitus Sanctus Albümus Şimdi "Tinnitus Sanctus" ile birlikte Edguy evrilmeye, değişmeye devam ediyor. Jens bu albümün "Rocket Ride"a göre daha ciddi, ayakları daha çok yere basan ama Edguy'ın neşeli tavrının ve hin numaralarının da eksik olmadığı bir albüm olduğunu söylüyor. "Biz buyuz, bu tavrımızdan asla vazgeçemeyiz. Bizi bu yüzden sevmeyenlerin, hatta bizden nefret edenlerin olduğunu biliyoruz ama ne fan'ların beklentisi, ne de diğer insanların görüşleri bizim ne düşündüğümüzden ve ne hissettiğimizden önemli değil. Ne söylendiğine baksaydık 90'larda power metal yapmak gibi bir hataya düşmezdik" deyip gülüyor. Gerçekten de 90'larda melodik metal gruplarının soyu tükenmişti. "Hammerfall, Stratovarius, Blind Guardian, bir de eskiler, Running Wild, Helloween, Iron Maiden vardı. Hepsi buydu, başka kimse yoktu!" diyerek katılıyor bana. Gerçi Edguy günümüzde de tipik metal grubu profiline uymamayı sürdürüyor. "Fotoğraflarımız bile sıradan metal grubu fotoğrafına uymuyor." diyor Jens. İşte tam da bu yüzden nefret edildikleri kadar da seviliyorlar. Ve bu sevginin karşılığını da veriyorlar. Fan'larının beklentileriyle bu kadar çok oynayıp aynı zamanda onları hayalkırıklığına uğratmamış az grup vardır. "Tinnitus Sanctus" da Edguy hayranlarını sevindirmeye devam edecektir. Röportaj: Doğu Yücel |










