Kory Clarke: Warrior Soul. Tek kişilik bir performans sanatı projesinden, yarım milyon dolarlık bir hard rock/punk dörtlüsüne ve beşlisine derken hikayenin sonuna. Doksanların genç rock'n'roll dehalarından kaybına en çok üzüldüğüm olan Kory, plak şirketinden, grup arkadaşlarından yediği kazıklardan yılmadı ve Warrior Soul'u üçüncü kez yepyeni bir kadroyla topladı. Boşlukları aşağıda doldurmaya gayret edeceğiz. Şimdi çoğunuzun tanımadığı bu grubu size kısıtlı yerimde anlatmam gerekiyor. Bence bazı albümlerin adlarını ansam bu işi benden iyi kıvırırlar: "Son On Yıl, Ölü Yüzyıl", "Uyuşturucular, Tanrı ve Yeni Cumhuriyet", "Getto Ülkesinden Selamlar", "S*kici". Biraz da şarkılardan gidelim: 'Kaybedenler', 'Haydi ziyan/sarhoş olalım', 'Serseri ve Saldırgan', 'Kokuşmuş Ruh'. Warrior Soul tek tek bakıldığında politika, içki, toplum, dekadans, uyuşturucular, din ve sokaklar üzerine yazdı. En sert politik şarkılarında her zaman insani bir yan ve en punk olanlarında hep bir mizah öğesi vardı. Halen de var. ÇİN'E BU KADAR DEMOKRASİ YETMEZ MİYDİ? E tabi ki bu röportajda sorulmasına bile gerek olmayan bir soru var. Zaten ben sormadan o anlatıyor. Albümün bitmiş olmasına rağmen bir türlü isim bulamayınca "Chinese Democracy" fikrinin üzerine atlamış. Nedenini de açık açık söylüyor: "Başka türlü bir tanıtım yapma fırsatımız yoktu, o yüzden... Ve düşündüm de, Axl zaten uyuzun teki, e öyleyse... (gülüyoruz) Kimin umurunda? Ona kesinlikle bir zararı olmaz ve bana kesinlikle yardımcı olur." Tabii Kory'nin grubunu zamanında 500.000 dolarlık bir kontratla kendine bağlayıp sonra da yetersiz tanıtım yüzünden batmasını izleyen şirketin Guns'ın da çalıştığı Geffen olmasının bunda rolü yok değil: "Geffen bana hiç yardımcı olmamıştı, e ben de dedim ki, şimdi sıra bende!" Buradaki mizahi yaklaşımı görmeyip Kory'i şark kurnazı olarak yaftalayacaklara albümün sadece ilk baskısının bu ad ve kapakla çıktığını, bundan sonraki basımların farklı bir kapak ve "...And We Rock And Roll..." adıyla yayınlanacağını belirtelim. Zaten ortada bu anarşist tanıtımdan köşeyi dönecek bir şirket falan da yok, albümleri internet üzerinden bizzat gruptan satın alıyorsunuz. YEDİĞİN İÇTİĞİN SENİN OLSUN... Kory WS'ın yeniden doğuşunun tesadüfi olduğunu anlatıyor. Orijinal ekibin dağılmasının ardından New York'tan Los Angeles'a taşınıp oluşturduğu "Space Age Playboys" kadrosunun da tek albüm dayanmış olması ve yukarıda bahsi geçen Geffen muhabbeti onu müzikten soğutmuş. Gene de en punk işi "Space..." albümünden hala çok memnun: "O, zamanının ötesinde bir albümdü. Offspsring'leri, Green Day'leri ve bütün o pislikleri öngörmüştüm." Adres değişikliğinin de onu tükettiğini söylüyor: "L.A.'de iki yıl bir asıra benzer, ben orada beş tane geçirdim." Ve bir süre Rock'n'Roll ile ilgili her şeyi bırakıp sıradan bir insan gibi yaşamaya çalışmış: "O da pek iyi gitmedi." diye gülüyor. Arada Dirty Rig grubuyla yaptığı ama üzerinde adı geçmeyen bir albüm, üç-beş bin dolarlık hesaplar yüzünden bu gruptan atılması, bu yüzden kafasını bir beyzbol sopasıyla kırmakla tehdit ettiği Steve Seabury'nin onu tutuklatması da bir rockstar biyografisinde olmazsa olmaz durumlardan. Dirty Rig ile turnedeyken tanıştırıldığı müzisyenler yeni kadronun temelini oluşturmuş ve işte buradalar.
EE, DAHA DAHA NASILSINIZ? Şu sıralarda Kory aynı zamanda Amerikalı kült doom'cular Trouble'ın da vokalisti. Yılların ateisti nasıl oluyor da bir hıristiyan grubunun mikrofonuna geçiyor? "Paran varsa, benim de şarkı söylememi istiyorsan yaparım ve bu arada da kıçını tekmelerim (gülüyor)". Ciddileşirsek, Trouble'ın tanındığı gibi bir grup olmadığını, çok sıkı partici tipler olduklarını anlatıyor, gelgelelim grubun kurucusu eski vokalist Eric Wagner'a da dokundurmadan geçmiyor: "Sanırım Eric, Trouble'ın ilk albümleri için İncil'i açıp sözleri oradan yazmış ama son üç, dört albümdür öyle değiller." Trouble ile şu ana kadar üç turne yapmış ve yeni kaydedecekleri albüm için de çok heyecanlı. WS ve Trouble haricinde Kory'nin dahil olduğu başka ilginç projeler de var. Geçen sene kaybettiğimiz Ministry/Killing Joke basçısı Paul Raven'ın ölümünden önce kayıtlarını tamamladığı ve The Mission/Peter Murphy/Tricky dolaylarından tanıdığımız gitarist Mark Gemini Thwaite ve eski Queens of The Stone Age davulcusu Nick Lucero ile oluşturdukları Mob Research bunlardan biri. Albümleri "Holy City Zoo" Mart ayında çıkıyor. SİZE SELAM GETİRMİŞEM Dünyada neler olup bittiğiyle alakalı bir muhataba denk gelmişken genelde "şişkebap" cevabı aldığım Türkiye hakkında neler bildiği soruma geçiyoruz: "Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu hakkında epey şey biliyorum. Bugün içinse hükümetler arası ilişkiler bazında Amerika ve Türkiye arasında neler oluyor farkındayım. Amerika'yı yönetenler Türkiye'yi yönetenlerle hem iyi, hem kötü manada iyi anlaşıyor gibiler (gülüyor) ama insanlarla ilgili bir şey bilmiyorum. Orada Rock'n'Roll olduğunu bile düşünmezdim. Türkiye denince aklıma Osmanlı İmparatorluğu, 1. Dünya Savaşı gibi şeyler geliyor." Bunun üzerine kızlarımızın güzel olup olmadığından girip Türkiye'nin nasıl bir yer olduğuna dair sorulara geçiyor, röportaj yapılan ben oluveriyorum birden. Ona buranın ne Asyalı, ne Avrupalı, iki arada bir derede kalmış bir yer olduğunu anlatıyorum. Çok eğlenceli buluyor ve mutlaka bu diyarlara gelmek istediğinin altını çiziyor: "İstanbul'un henüz tecrübe etmediğim bir enerjisi var, orada olmalıyım". Röportaj: Özgür Öğret |










