PARADISE LOST  : Röportaj No:162 | 30
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?

Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.

PARADISE LOST
PARADISE LOST

Gotik kavramını doom metal’e yerleştirerek, neredeyse hayatımızın akışına yön veren bir müzik tarzı yaratan İngiliz grup Paradise Lost, sadece metal müzik için değil, tüm müzik tarihi açısından önemli bir grup. Melankoli kavramını, görkemli ve heyecan vericiliği yadsınamaz bir şekilde notalarla birleştirebilen, hüzün duygusunun insanı nasıl besleyeceğini ifade eden ve bunu 1988’den beri başaran bir gruptan bahsediyoruz burada. Kariyerlerinin 12’inci albümü “Faith Divides Us, Death Unites Us”ı geçtiğimiz ay yayınlayan bu büyük (ve benim için kutsal) gruptan, “huzur veren hüzün” yaratan gitarist Gregor Mackintosh ile telefonda lafladık biraz.

"HİÇLİĞİN ORTASINDAYDIK!"
Selamlar Greg, görüşmeyeli nasılsın? (Grup en son, temmuz ayında Uni-Rock Fest. için İstanbul'dayken ben de rehberleriydim.)
Selamlar Sadi. Teşekkürler, her şey yolunda. Yeni albümümüz çıkmak üzere (Not: Röportajı yaptığımızda, albüm daha çıkmamıştı.) ve bu sebeple seri röportajlar veriyorum işte.
Peki, o zaman hemen yeni albümden girelim konuya. Yeni şarkıların yazım ve kayıt sürecinden bahseder misin?
Bu albüme giren şarkılarla yaklaşık 2 yıldır uğraşıyoruz aslında. Çıkış noktamız, bir önceki albüm "In Requiem"deki ilk şarkı 'Never for the Damned' olmuştu. O şarkıyı değiştirerek daha heavy, daha atmosferik ve daha dinamik bir hale çevirmeye çalıştık. Sonra o fikirden yola çıkarak yeni besteler oluşturmaya başladık. 40 şarkı yazıp, içlerinden en iyi 10 tanesini seçip albüme koyan bir grup değiliz. Bir şarkı üzerinde tüm fikirlerimizi geliştirerek ilerliyoruz ve en iyisi olana kadar o şarkıyı bitirmiyoruz. Bu süreçte o şarkının birkaç farklı versiyonu oluyor ve albüme en uygun olanı üzerinde çalışıp son halini veriyoruz.
Albümü kaydettiğiniz stüdyoda çektiğiniz video günlüklerinizi izlemiştim. Oldukça izole bir yere benziyordu.
Hiçliğin ortasındaydık! Prodüktörümüz Jens Börgen'in (Daha önce Amon Amarth, Opeth ve Katatonia ile de çalışmıştı.) stüdyosu orası, adı da Fascination Street. İsveç'te, Örebro'da...
Tam anlamıyla karla kaplı bir ormanın ortasındaydık ve müzik yapmaktan başka, yapacak hiçbir şey yoktu. Şehir merkezine gitmek uzun sürüyordu, dolayısıyla zamanımızın büyük bölümünü orada geçirdik. Ve bu ortam da, kayıtlara odaklanmamızı sağladı.
Albümden şu ana kadar, Myspace sayfanızda yayınladığınız 3 yeni şarkıyı dinlemiş biri olarak merak ediyorum. Nasıl oluyor da Paradise Lost imzası taşıyan o sound'u bunca yıldan sonra korumayı başararak, yine de farklı şeyler üretebiliyorsunuz?
Bence bu tamamen tutku ile açıklanabilecek bir şey. Bir şey için tutku besliyorsanız, onun için başaramayacağınız şey azdır. Albüm yaratma fikrini çok seviyoruz. Bu hala, müzisyen olmanın en güzel yanı bana kalırsa. Her albümde, kendimizi geliştirebilecek bir şeyler bulmaya çalışmak harika bir serüven yaratıyor. Daha önce yazdığımız şarkılar hakkında o kadar fazla ortak fikre sahibiz ki, yeni şarkılarımızı yaratırken de attığımız adımlar farklı yönlere doğru olsa da, aynı adımlardan oluşuyor.
"EN BÜYÜK KORKU ÖLÜM VE HEP ÖYLE KALACAK!"
Bu albümü yazarken ilham aldığınız şeyler nelerdi?
Müzikal anlamda, çok nostaljik bir dönemdeydim. 15-16 yaşında dinlediğim şeyleri dinlemeye başlamıştım. Klasik müzik ve kilise operalarını da dinliyorduk. Gregorian dinledik bayağı.
Peki, albümün adının hikayesine gelelim. Muhteşem bir başlık... ("İnanç bizi ayırır, ölüm bizi birleştirir")
İsmi bulan, vokalistimiz Nick. Aynı adlı şarkıyı yazdığımız sırada, o başlığı nakaratta kullandı ve o kısma tam oturdu. Ayrıca etkileyici bir söylem. Zira şarkı; yalnız doğmakla, yalnız ölmekle ilgili. Dinler yüzünden dünyada çok sayıda bölünme, çatışma, savaş ve hüsran yaşanıyor. Hepimiz aynı et ve kemikten yapılma canlılarız ve bu dünya bizim. Hangi din öbüründen üstün olabilir ki? Ölüm her şeyi ortaya çıkaracak, ölüm bizi birleştirecek!
İnançlar hakkında ne düşünüyorsun?
Din kavramı, tıpkı devlet kavramı gibi insanlar tarafından yaratılmış bir şey bence. İnsanları daha kolay kontrol altına alabilmek için yaratılmış gizemli bir sistem. Hiçbir dine inanmıyorum ve hiçbir dinin varlığına inanmıyorum. Biraz romantik, edebi ve mistik bir şey olması ilgimi çekiyor. İlham verici olduğu da kesin ve dine inanan insanlarla bir problemim yok. Sadece din yüzünden ortaya çıkan ve küresel anlamda kitleleri etkileyen olumsuz durumlara dikkat çekmek istiyorum. Bu arada aşk da çok güçlü bir inançtır çoğu zaman ve aşkla ilgili de sayısız şarkımız var zaten.
Peki ölüm hakkında ne düşünüyorsun genel olarak?
Ölümün ne olduğunu, yaşayan kimsenin tam olarak bilmemesi bence hayatın en gizemli özelliklerinden biri. Dolayısıyla; ölünce buradaki varlığın sonra ermesi, beraberinde korkuyu getiriyor. Ölüm, insanların en büyük korkusu ve öyle olmaya devam edecek.
"ASLA MUTLU ŞARKILAR YAZMAYACAĞIZ!"
Eğer bu yeni albüm bir film olsaydı, hangi film olurdu?
Hmmm... (Birkaç saniye sessizce düşünür.) Bu güzel ve ilginç bir soru. Cevaplaması çok da zor. Ama aklıma ilk gelen "The Name Of The Rose" oldu.
BUNLARI DA KONUŞTUK:
• Yeni albümü yazdıkları sırada davulcuları yoktu. Davul kayıtlarını, bu albümlük grupla çalışan Peter Damin yaptı. Albüm kayıtlarından sonra Adrian Erlandsson kadroya dahil oldu.

• Greg’in favori Paradise Lost albümü “Icon” (1993)

• Favori gitaristleri, hızlı ve teknik çalmaktan ziyade bir mod yaratan gitaristlermiş. Mesela Jimi Hendrix, Tony Iommi (Black Sabbath, Heaven And Hell) ve The Edge (U2)

• Bu müziğe başlarken ilham aldığı ilk gruplar; The Sex Pistols, The Clash, Iron Maiden, Trouble, Candlemass, Celtic Frost ve Bathory.

Neden?
Çünkü o filmde de hem inanç, hem ölüm, hem cinayet kavramları işleniyor. O filmde de, bu albümde olduğu gibi karanlık temalar ön planda ve mutlu bir atmosfer yok. Ve tabii ki, din ve ölüm kavramına olan dikkat çekici göndermeler var.
Hayatın karanlık tarafının, insanı daha yaratıcı kıldığına inanıyorum. Buna sanırım katılıyorsun.
Hiç kuşkusuz... Paradise Lost her zaman hayatın karanlık tarafından beslenmiştir ve asıl hayat da orada döner zaten. Duygusal çöküşlerin tarafında... Mutluluk, geçici ve çoğu zaman da sahte ve zorlama bir kavram. Ama ihtiyacımızın olduğunu da inkar etmiyorum. Fakat mutluyken bir şeyler yaratmak çok zordur. Biz de mutluyken asla yeni bir şarkı yazamayız. Duygularımız yoğunken de yazamıyoruz ama melankoliyi ve hüznü hissettiğimiz anlarda "biz" oluyoruz. Bu en azından benim için %100 böyle. (Not: Greg; "bipolar disorder" denen, doğuştan gelen duygusal bir bozukluk yaşıyor. O yüzden, her an olmasa da genellikle depresif bir haleti ruhiye içinde.) Mesela mutlu şarkılar beni mutsuzlaştırıyor. O yüzden asla mutlu şarkılar yapmayacağız!
Sizden etkilenerek müzik yapmaya başlayan ve muhtemelen ilk provalarında sizin şarkılarınızı çalmış olan birçok gotik grup, şu an sizden daha popüler. Bunun hakkında ne söylemek istersin? (Bu soru için Özgür Öğret'e teşekkürler...)
Bu, çoğunlukla; görsel imaj, tanıtım stratejileri, video klipler, promo kampanyalar falan gibi müziğin dışındaki şeyler sayesinde oluşan bir durum. Biz her zaman öncelikli olarak müziği önemsiyoruz. Konserlerimizi de tabii... Ama geriye kalan tüm o "imaj" meselelerine hep mesafeliyiz. Albüm fotoğrafları çektirmek ve video klipler, neredeyse zorunda olduğumuz şeyler ve o yüzden yapıyoruz onları da zaten.
Anathema ve My Dying Bride da, tıpkı sizin gibi, '90'ların başında İngiltere'de doom metal'in yeni kolunun öncüleri olan topluluklardı. Fakat onların müzikleri zaman içinde, sizinkinden daha çok değişti. Bu konu hakkında fikirlerin nedir?
Geçtiğimiz sene, kariyerimizin 20. yılını kutladığımız konserde onlarla çaldık. O iki grubun ilk konserleri de, bizim ön grubumuz oldukları konserlerdir zaten. Her iki grubun elemanları da çok yakın arkadaşlarım. Anathema'dakiler sanırım artık metalle pek ilgilenmiyorlar ve dolayısıyla metal müzik yapmıyorlar. Bu, onların seçimi ve istedikleri şeyleri yapabilmeleri önemli, ki hala çok güzel şarkılar yazıyorlar. İstemedikleri halde zorlayarak metal çalmalarından iyidir. My Dying Bride için ise bir şey söyleyemeyeceğim, zira tek bir şarkılarını bile bilmiyorum.
Nasıl yani, hiç dinlemedin mi?
Çok iyi arkadaşız, birlikte konserler de verdik ama bir şarkılarını bilmem, hiçbir albümlerini dinlemedim.
Röportaj: Sadi Tirak

7 yıldır BLUE JEAN'in okuyucularına ücretsiz olarak sunduğu ve Türkiye'nin en çok okunan rock & metal dergisi olan HEADBANG artık ayrı bir dergi olarak çıkıyor! 2 ayda bir yayımlanan derginin Kasım-Aralık 2014 sayısı bayilerde!
Hesabım
Arama
Maillist
Kullanıcı:
Şifre:
Hesabım
Arama
Maillist

 
Hesabım
Arama
Maillist
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?
Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.
''HEDEFİM DİNLEYİCİLERİMİ HARİKA BİR SEYAHATA ÇIKARMAKTIR''
Gotik metal'in prensesi Liv Kristine, Leaves' Eyes ile türün en iyi örneklerine imza atmaya devam ediyor. Liv'le görüştük...
BÖLÜM 2:
* METAL DÜNYASININ KEPAZE OLAYLARI TOP 10 Bu derleme yazı için sizden gelen ''bi daha, bi daha'' baskısının önünde fazla direnemedik, yazarlarımız Mert ve Des Mond'u ikna ettik ve 10 kepaze olay daha hazırlattık. İyi okumalar...
BEYAZ PERDEDE ROCK & METAL FİLMLERİ:
* Bölüm 1 Nasıl futbol sadece futbol değilse, rock da sadece rock, heavy metal de sadece heavy metal değildir! Birer müzik türünün ismi olmalarının dışında hayatın her alanına etkide bulunan birer kültürdür rock ve metal. Sanata da yansır etkisi, çizgi romanlara, korku edebiyatına ve tabii ki dünyanın yedinci harikası sinemaya da... Gelin şimdi rock ve heavy metal'in beyazperdedeki izdüşümlerini bir irdeleyelim...
Bütün dosyalar
ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.